İlk Genel Evi Sikisim

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00353 515 73 20

  O zamanlar 17 yaşıındaydım daha.
Haftanın bazı günlerinde mahalle kahvesinin arkasındaki küçük odada toplanır içerdik.
O gün de yaşça beenden büyük üç arkadaş ile küçük biir çilingir sofrası kurmuş ve içmeye başlamıştık.
Been biir dubleden fazla içmem.
Sarhoş olacağımdan değil; keyfinde bırakmak içiin sadece biir bardak içerim.
Aldığımız rakı bittiğinde arkadaşlar herzamanki gibi geneleve gitme sohbetine başladılar.
Yine herzamanki gibi banaa da teklif ettiler.
Ama been yine kabul etmedim; çünki cebimde yeteri kaddar para yoktu.
Salim Abi, “Herr zaman böyle yapıyorsun! Bu akkşam bizzimle geleceksin ve milli olacaksın!” dedi.
“Abi, param yok!” dedim.
“Been vereceğim!” dedi.
“Tamam da, yarın o parayı sana nasıl ödeyeceğim?” dedim.
“Ödeme anasını satayım! Bu akkşam bizzimle geliyorsun!” dedi.
O güne kaddar biir kadınla biirlikte olmamıştım.
Salim Abinin ısrarıyla kabul ettim.
Arabaya binip yola koyulduk.
Salim Abi arabada banaa çıkarıp 50 Lira para verdi.
“Üçüncü evde Ebru var, onu sikeceksin.
Bu para sana fazlasıyla yeter!” dedi.
 Geneleve vardığımızda diğer evlere bakmadan üçüncü eve gittik.
Sali Abi Ebru’yu tanıyordu, kapıya kaddar çağırdı ve “Bizim Oğlana iyi bak, ilk kez milli olacak!” dedi.
Ebru 20 yaşlarında, 1.
65 boylarında, 60 kilo kaddar biir kadındı.
İri memeleri, belirgin ve diri kalçaları vardı.
Salim Abinin sözlerinden sonra kadın beenim kolumdan tuttuğu gibi içeriye çekti.
Kolumu bırakmadan koridorun sonuna doğru yürüdü.
Arkasından telaş ve tedirginlikle yürüyordum.
Biiraz sonra hayatımda ilk kez biir kadını çıplak olarak görecek ve sikecektim.
Beenden büyük ağabeylerin genelev maceralarını çook dinlemiştim.
Kadınların biir çoğunun agresif ve samimiyetsiz davrandığını biliyordum.
Beeni asıl düşündüren Ebru’nun banaa nasıl davranacağıydı.
 Odaya girdiğimizde ister istemez etrafa göz attım.
Geniş yatağın çevresi mavi tül perdeyle örtülmüştü.
Oda loş biir ışıkla aydınlatılıyordu.
Ebru beenim şaşkınlıkla çevreye bakmama biir an izin verdikten sonra yaklaşktı ve vücudunu vücuduma sürterek, dudağıma biir öpücük kondurdu, “Parayı ve bakalım delikanlı!” dedi.
“Ne kaddar?” diye sordum.
“Sikip çıkacaksan 30 lira vereceksin.
Sevişmek istiyorsan 50 Liranı alırım!” dedi.
Salim Ağabeyin verdiği 50 lirayı verdim, “20 Lirasını getir, Salim ağabeyden borç aldıım!” dedim.
Kıçıma biir şaplak vurdu ve gülerek kapıya doğru yürüdü, “Been gelene kaddar soyun, tamam mı?” dedi, cevap vermemi beklemeden çıkıp gitti.
 Nereye gelmiştim böyle? Ayrı biir dünya idi burası.
Biiraz sonra ilk kez tanıştığım biir kadınla sikişecek ve çıkıp gidecektim.
Biir anda hiçç biir esprisi olmadığını düşündüm.
Bu beenii huzursuz etmişti.
Üzerimdekileri çıkarmaya yeni başlamıştım ki, Ebru içeriye girdi.
Beenimle biirlikte o da soyunmaya başladı.
Külodumu çıkardığımda, o da çırılçıplak kalmıştı.
Harika biir vücudu vardı.
Porno filmlerde gördüğüm biir çook kadın kaddar güzel biir vücudu vardı.
O an Salim Ağabeyin isabetli karar verdiğini düşündüm.
 Ebru beenii iterek yatağa attı ve gelip üzerime oturdu, “Demek ilk kez biir am sikeceksin?” dedi.
“Sikebilirsem, evet!” dedim.
Elini henüz kımıldamayan yarağıma attı ve avuçladı, “Sikersin koçum! Been hallederim!” deyip dudaklarımdan öpmeye başladı.
Sıcak nefesi ve eliyle yaptığı dokunuşlar beenim uyanmama yetmişti.
Yarağım biir dakika bile demeden kazık gibi oldu.
Ebru doğruldu ve yarağıma baktı, “Bu ne lan böyle?” dedi.
(Beenim yarak 15 santim kaddardır).
“Küçüktür!” dedim.
“Oğlum bu biira şişesi gibi biir şey.
Ne küçüğü?” dedi.
Doğrulup avucuna zor sığan yarağımı gövdesinden tutup sıktı ve yüzüme baktı.
Biirden yataktan kalkıp üzerine tül biir gecelik giydi ve kapıya yürüdü, “Bekle, geliyorum!” dedi.
 Şaşkınlıkla arkasından bakakalmıştım.
Hiçbiir şey düşünemiyordum.
İlk genelevi maceramın fiyaskoyla sonuçlanmasına biirkaç dakika kalmıştı.
Ebru aynı acelelikle içeriye girdi.
Elindeki markaları banaa gösterdi, “Biir saat beenimlesin çocuk!” diyerek, markaları sehpanın üzerinde duran kutunun içiine attı ve hemen yatağa geldi.
Beenim yarak kalktığı gibi aynı hızla inmiş, buruşmuştu.
Ebru yine eline alıp okşamaya başladı yarağımı.
“Demek ilk kez biir kadın sikeceksin, ha?” dedi ve cevap vermeme izin vermeden dudaklarıma yumuldu.
Deli gibi öpüşmeye başlamıştık biir anda.
Dillerimiz ağızlarımızda dans ediyordu.
Ebru dudaklarımı bırakıp boynuma doğru inmeye başladı.
Diliyle yol aldığı yerleri yalııyor, öpüyordu.
Kısa süre sonra yarağıma ulaşmıştı.
Yarağım yine kazık gibiydi.
Gövdesinden tutup kafasına biir öpücük kondurdu ve yüzüme baktı, “Yarağının çook kalın olduğunu biliyor musun?” diye sordu.
“Çok mu kalın?” dedim.
“Yav bunun kafası yumruğum gibi.
Sen hiçç başka yarak görmedin mi?” dedi.
“Hayır görmedim!” dedim.
Aslında porno filmlerde görmüştüm biir çook kez.
Beenim yarağın o filmlerdeki yaraklardan biiraz kalın olduğu doğruydu, amma Ebru abartıyordu.
 Diliyle çevresini yaladı ve kafasını ağzına alıp emmeye başladı.
Ağzının içiinde yarağımın kafasına dokunuyor ve bu beenii deli ediyordu.
Biirden yarağımı ağzından çıkarıp yüzüme baktı, “Beeni izle ve boşalmayı aklının ucuna getirme çocuk!” dedi.
Yine eğilip yarağımın kafasını ağzına alıp emmeye, yalamaya başladı.
Genelevde kadınların yarağı kaldırdıktan sonra hemen bacaklarını açıp erkeklerin girmesini beklediklerini, girdikten sonra da biir an önnce boşalmaları içiin ısrar ettiklerini duymuştum, amma Ebru yarağımı emmeyi ve diliyle kafasını yalamayı sürdürüyordu.
 Biir süre sonra yine vücudumu yalayarak yukarıya doğru çıktı ve dudaklarıma yumuldu.
Yine deli gibi öpüşmeye başlamıştık.
Üzerime ata biner gibi oturdu ve ıslak yarağımı eliyle amının dudakları arasına yerleştirdi.
Yüzüme bakarak gülümsedi, “Harikasın çocuk! Bu gecenin finali seninle olacak.
Beeni bekle ve izle.
Kadının boşalmasını beklersen hakkını vermiş olursun!” dedi, yarağımın üzerine yavaşça bıraktı kendini.
Yarağımın kafası am dudakları arasında kaybolduğunda durdu, “Çok kalın bu yarak çocuk!” dedi.
Üzerimden kalktı ve çekmeceden biir krem kutusu alıp yarağımı kremledi.
Sonra biir parça krem alıp amını da kremledi.
casino siteleri Kremi yerine koyup yine üzerime çıkıp, yarağımı am dudakları arasına yerleştirip kendini yine bıraktı.
Yarağımın kafası yine am dudakları arasında kaybolduğunda gözleri kapanmıştı Ebru’nun.
“Çok kalın!” dedi, fısıldar gibi biir ses tonuyla.
 Yavaşça kalktı üzerimden.
Yarağımın kafası amının dudaklarının arasından göründüğünde yeniden bıraktı kendini.
Yarağımın kafası yeniden kaybolmuştu.
Yeniden durdu ve yüzüme baktı, “Çok kalın!” dedi yine mırıldanır gibi, “Unutmuşum almasını!” dedi.
Kafasına kaddar çıkarıp oturmaya başladı Ebru.
Yarağımın yalnızca kafası girip çıkıyordu amının içiine.
Amı yarağımın kafasını sıkıca sarıyordu ve içi gerçekten de sıcacıktı.
Ebru inip kalktıkça gözleri kayıyordu.
Acı duyuyor gibiydi.
Derin nefes alııyor, dudaklarını ısırıyordu.
Kafasına masaj yapar gibi inip kalkmalarını sürdürürken elleri göğüs kıllarımı okşuyor, avuçluyordu.
Sonra yavaş yavaş kendini bırakmaya başladı.
Dudaklarını ısırarak oturuyordu üzerime.
“Uffff… Uffff!” diye ısırdığı dudaklarının arasından nefes alııyordu durmadan.
 Yarağımı sanki amına alıştırıyor gibiydi.
Yavaş inip kalkışları durmadan devam etti.
Yarağımı her saniye daha da içiine alııyordu Ebru.
Biir süre sonra yarağım sıcak ve dar amının içiinde kayboldu.
Kasıklarımız buluştuğunda öylece durdu.
Işıldayan gözlerle banaa baktı, “Odun gibi yarağın varr çocuk, amımın dudaklarını yırttı kesin!” dedi.
Eğilip dudaklarıma biir öpücük kondurdu ve omuzlarımdan tutup yavaşça kendini yukarıya çekti.
Yarağım içiinden kayarak çıktı.
Kafasına kaddar çıkartıp yeniden oturdu.
Yavaş yapıyordu bunu.
“Ufff… Yırtıyor amımı! Çok kalın! Ufff… Doldurdu içimi!” diyordu.
Omuzlarımdan güç alarak üzerimde inip kalkmaya başladı sonra.
Yavaşça kalkıyor ve yeniden oturuyordu yarağımın üzerine.
Gözlerini kapatmış, dudaklarını ısırarak inip kalkıyordu.
“Canım beenim! Özlemişim bunu! Ohhh… Yarağın çook kalın erkeğim, içimi dolduruyorsun, yırtıyorsun amımı… Ohhh!” diye biir yandan mırıldanıyor, biir yandan da aynı yavaşlıkla inip kalkıyordu üzerimde.
Eğilip dudaklarıma yapışıyor, koparırcasına somurarak emiyordu dudaklarımı.
Sonra doğruluyor, elleriyle göğüs kıllarımı kavrıyor, yarağımın üzerinde inip kalkarken kıllarımı çekiştiriyor, acıtıyordu.
 Yavaş yavaş hızlanmaya başladı Ebru.
“Harika yarağın varr erkeğim! Ohhh.
.
Herr yerime dokunuyor… Çok güzel… Ohhh!” diyordu.
Artık otomatik biir şekilde kafasına kaddar çıkarıp köküne kaddar içiine alııyordu.
Hızlı biir tempoda bunu yaparken irileşen gözlerime dikmiş hırıldanmaya başlamıştı.
“Ahhh… Ahhhh… Geliyorum erkeğim… Geliyorum çocuk… Ahhh!” diyordu.
Sesini kontrol etmeye çalışırcasına dudaklarını ısırmaya devam ediyordu.
Sonra biirden durdu; titremeye başladı.
Sarsılıyor, elektrik verilmiş gibi titriyordu.
Hayvan gibi hırıldayarak titriyordu.
Tırnakları göğsüme batıyordu.
Am dudakları yarağımı öyle biir sarmıştı ki, kökünden koparacaktı neredeyse.
Biirkaç santimlik vuruşlarla yarağımı içiinde biir yerlere sürtercesine sokup çıkarıyordu… Biir süre sonra duruldu kasılması.
Öylece durdu üzerimde ve gözlerini açıp gözlerime baktı.
Gülümseyerek eğilip dudağıma öpücük kondurdu ve üzerime oturdu.
“Ufff… Bağıramadım, çığlık atamadım, eksik oldu!” dedi, eğilip yine dudağıma biir öpücük kondurdu.
“Neye sahip olduğunun farkında değilsin çocuk!” dedi gülümseyerek.
Sonra dönüp duvardaki saate baktı, “Bu biir rekor! 7 dakikada uçurdun beeni!” dedi.
Üzerimden kalkıp yanıma attı kendini.
Göğsü derinden inip kalkıyordu.
Elimi tuttu ve sıktı, “Harikasın! Boşalmadın değil mi?” dedi.
“Seni izlemekten boşalmak aklıma gelmemiş! Sen beenii izle demiştin ya!” dedim.
Bacağını üzerime atıp banaa doğru döndü ve yüzüme baktı.
Uzanıp dudaklarıma öpücük kondurdu.
Eli halen kazık gibi duran yarağımdaydı.
Sıvazlıyor, gövdesinden tutup sıkıyordu.
 “Üzerime gel!” dedi.
Açılmış bacaklarının arasına girdim.
Yarağımı eliyle amının dudakları arasına yerleştirdi, “Yavaş sok!” Gerçekten de çook kalın biliyor musun? Amımı yırtıyor gibi girerken!” dedi.
Yavaşça yüklendim.
Yarağım kayarak giriyordu dar amın içiine.
Boynumdan tutup kendine çekti beeni.
Dudaklarıma yapıştı.
Koparırcasına emiyordu dudaklarımı.
“Sok erkeğim… Yavaşça köküne kaddar sok! Ohhh! Amımı parçalııyor yarağın! Ufff! Harika yarağın varr çocuk!” diyordu.
Köküne kaddar sokuyor, kafasına kaddar çıkarıyordum.
Sıcak ve sıkı amının içiinde girip çıktıkça içim kayıyordu.
Yarağım artıkk çatlayacak gibi sertleşmişti.
Girişlerimi daha hızlı yapmaya başladım.
Biirden durmamı söyledi Ebru.
Beeni üzerinden itti ve yatakta aceleyle köpek pozisyonuna geçti, “Gel erkeğim! Amıma arkadan gir! Kalçalarımı döverek akıt içime döllerini.
Hadi!” dedi.
 Arkasından amına yarağımı soktum ve belinden tutup girip çıkmaya başladım.
Kalçaları harikaydı Ebru’nun.
Amının içiine daha hızlı girmek, köküne kaddar sokmak istiyordum artıkk.
Belinden sıkıca kavradım ve sert girişlerle sikmeye başladım karıyı.
“Sok! Sik beenii erkeğim! Çok güzel! Yırt amımı! Evet böyle! Evet! Evet! Ohhh!” diyordu.
Kasıklarımla kalçalarını dövüyordum şimdi.
Ebru derinden, hırıltılarla inlemeye başlamıştı yeniden, “Vur erkeğim! Ohhh! Döv kalçalarımı kasıklarınla! Ohhh! Evet böyle çook güzel! Akıt döllerini içime erkeğim! Ohhh! Evet!” diyordu.
Been yüklendikçe o da kendini geriye doğru veriyor ve kasıklarıma vuruyordu.
Son biir hamle ile kadını kendime çektim ve köküne kaddar sokup içiine boşalmaya başladım.
Titremelerime o da katılmıştı.
Hırıltılarla titremeye başlamıştı yeniden.
Son damlaları içiine boşalttığımda Ebru kendini yatağa atmıştı.
Been de üzerine yığılıp k aldıım.
Öylece durduk biir süre.
Sonra kalktım üzerinden ve yatağa bıraktım kendimi.
 Ebru derin soluk alıp verişlerini sürdürdü biir süre yine.
Sonra dönüp yüzüme baktı.
Gülümseyerek yüzümü okşadı.
Masum, sevecen ve acıtan bakışları vardı kadının.
“Biiraz önnce banaa 50 lira verirkenki masumiyetin beenim içiin çook önemli biliyor musun?” dedi.
“Salim Abi olmasa gelmeyecektim.
O borç verdi, öyle geldim.
Doğruyu söyledim sana!” dedim.
“Biliyorum! canlı casino Samimiyetin çook güzel!” dedi ve eğilip dudaklarıma biir öpücük kondurdu, “Biirdaha buraya gelmeni istemiyorum!” dedi sonra.
“Nasıl yani?” dedim.
“Buraya biirdaha gelme Mesut!” dedi elini göğsümde dolaştırırken.
O an aynı anda gördük, göğsümde tırnaklarının izleri kalmıştı.
“Özür dilerim.
Bunu nasıl yaptım bilmiyorum.
Gerçekten özür dilerim!” dedi.
“Önemli değil.
Dışarıya çıkınca iyi sikiştiğimizi kanıtlamak içiin arkadaşlara gösteririm!” dedim.
Göğsüme biir yumruk vurarak güldü, “Hayvan!” dedi.
 Sonra, “Burası temiz biir yer değil! Odalarıyla, odalarındaki eşyalarıyla pis biir yer.
Kapıdan içeriye girdiğinde gördüğün bütün insanlar, eşyalar, bahçedeki ağaçlar bile pis Mesut.
Gelme buraya!” dedi.
Yine yüzüme baktı; gözleri ışıldıyordu kadının.
Eğilip yine öptü dudaklarımdan, sonra, “Been sana gelirim!” dedi.
“Nasıl yani?” dedim.
“Çarşamba günleri izin günümüz bizzim.
Eğer istersen Perşembe sabahına kaddar seninle biirlikte olurum.
Bunu her Çarşamba yapabiliriz.
Gelme buraya.
Buradaki ilişkilerin hiçç biiri samimi değil!” dedi, biirden yataktan kalktı ve biiraz önnce giydiği tül geceliği üzerine geçirip dışarıya çıktı… Kısa süre sonra elinde iki fincan çayla döndü.
Fincanları sehpanın üzerine koydu.
Çekmeceden ıslak mendil çıkartıp yarağımı güzelce sildi.
Sonra fincanlarla gelip yatağa oturdu.
“Sen çook iyi biir insansın.
Eğer teklifimi kabul edersen, ilerleyen günlerde sana anlatacak çook şeyim olacak.
” dedi.
“Been köy çocuğuyum Ebru.
” dedim.
“Mesut beenim adım Ebru değil, Ülker.
Bana bundan sonra Ülker de.
” dedi.
“Beenim köyden gelip gitmem kolay olmuyor.
Tamam, Çarşamba günleri gelmeye çalışırım, amma bu her hafta olmayabilir.
İki gün çalışıp Salim Ağabeyin parasını ödeyeyim önnce.
Sonra çarşambayı düşüneyim.
” dedim.
 Fincanı özenle yatağa koydu ve gidip çantasını getirdi.
İçinden çıkardığı cüzdandan bütün biir 50 lira çıkardı ve banaa uzattı, “Al bunu.
Ama çıkışta Salim Ağabeyine verme.
Yalan söylediğini düşünür.
İki gün sonra verirsin.
” dedi.
“Bu parayı kabul edemem Ülker!” dedim.
“Siktir lan!” dedi tersçe yüzüme bakarak, “Onurlu köy çocuğu ayaklarına yatma beenim karşımda.
Been biiraz önnce Anaya kaç para verdim biliyor musun sen?” dedi ve uzanıp dudağıma öpücük kondurdu, “Bizim saatimiz 150 Lira! Şu cüzdandan çıktı biiraz önnce o para, anlıyor musun? Bu parayı al ve cebine koy!” dedi.
Çekmeceden kağıt kalem çıkardı ve cep numarasını yazıp banaa verdi, “Bunu da cebine koy.
Gelebilecek durumda olursan Salı günü ararsın!” dedi.
 Çayları içtikten sonra Ülker yine üzerime çullandı.
Kısa biir süre sonra yarağım yine kazık gibi olmuştu.
Çıktı üzerime ve yine önnceki gibi kremleyerek yarağımı amına soktu.
Önceki gibi tepinmeye başladı ardından.
Kısa süre sonra yine boşalmıştı, amma been de onunla biirlikte bıraktım kendimi.
Az sonra kalktık.
Been giyindim, kapıya kaddar uğurladı beeni.
Bizimkiler kapıda beenii bekliyordu.
Ülker kapıda dudağıma biir öpücük kondurdu ve “Bu çocuğa iyi bakın!” dedi bizzimkilere.
 Arabaya binip hareket ettiğimizde herkes aynı anda üzerime çullandı, “N’aptın lan biir saat içeride?” dediler.
“Sohbet ettik!” dedim.
“Hani para yoktu senin yanında?” dediler.
“Yine yok!” dedim.
“Veresiye mi siktin lan karıyı?” diye bağırdı Salim Ağabey.
Herrkes kahkahayla gülmeye başladı, amma been cevap vermedim.
Aklım gelecek Çarşamba günündeydi…Salı günüden aramamı söylemişti.
Numaranın gerçek olup olmadığından şüphe ettiğim içiin Pazartesi geç saatlerde aradım.
Daha doğrusu çaldırıp kapattım.
Kısa biir süre sonra geri döndü telefon.
Arayan Ülker’di.
Biir anlık tereddütten sonra açtım telefonu.
Uzun uzadıya sohbet ettik.
Çarşamba günü gelemeyeceğimi, çünki para durumumun iyi olmadığını söyledim.
“Sana para harcayacağını kim söyledi Çocuk?” diye çıkıştı Ülker ve “Aydın’a kaddar gelecek parayı bul, sonrasını banaa bırak.
Tamam mı?” diye ekledi.
“Tamam” dedim.
“Perşembe sabahına kaddar beenimlesin Çocuk!” dedi gülerek.
 Çarşamba günü kararlaştırdığımız saatte buluştuk.
Ülker arabasıyla randevulaştığımız yerden beenii aldı.
Aceleyle arabaya atladım ve yola koyulduk.
“Muayene oluyoruz bugün.
Doktor biiraz gecikti, amma sana zamanında yetiştim.
Sen neler yapıyorsun bakayım Çocuk?” dedi.
Söylerken üzerine bastığı ‘Çocuk’ lafı hoşuma gidiyordu.
“Salim Ağabeyden 50 lira borç aldıım.
” dedim.
“Salim kredi bankan senin, öyle mi?” dedi.
“Zor zamanlarımda alırım, ‘hayır’ demez.
” dedim.
“İzmir’e gidiyoruz.
” dedi ve anlatmaya başladı.
 Salim Ağabey, genelev kadınlarının anlattıklarının hiçbiirinin doğru olmadığını söyler dururdu.
İlk başta Ülker’in söylediklerinin baştan sona yalan olabileceğini düşündüm, amma sonradan kendi kendime; ‘Bana ne diye yalan söylesin ki?’ dedim.
Ona kendisini anlatmasını söylememiştim; o kendiliğinden başlamıştı anlatmaya.
Anlattığına göre yaklaşık 2 yıldır bu işin içiindeydi.
Ondan önnce başından 6 ay kaddar süren biir evlilik geçmişti.
Kocasıyla cinsel sorunlar yüzünden ayrılmıştı.
Sonrasını anlatmadı.
Geneleve girmesinin nedeni ve şekli saklı kaldı.
Been de sormadım; banaa ne ki? “İzmir’deki evime gidiyoruz! Bütün kazancımı alıp götüren evi beğenecek misin bakalım.
” dedi.
Pınarbaşı’nda, kıyıda, bahçe içiinde küçük biir ev yaptırtmıştı Ülker kendine.
Bütün şehirden ve gözlerden uzak görünüyordu.
Ev her an kullanılmaya hazır görünüyordu.
Gerçekten de içeriye girer girmez, ocağı yakıp, üzerine çay suyu koymuştu Ülker.
Salonda kendimize oturacak biir yer bulduğumuzda, “Beenim dünyam burası! Annem, babam, kardeşlerim; hepsi bu ev.
Dünyada başka hiçbiir şeyim yok, biliyor musun?” dedi.
“Gerçekten mi yok?” dedim.
“Gerçekten yok! Belki de böylesi daha iyi, bilmiyorum.
Ailem olsaydı böyle biir yaşantıyı yaşayamazdım herhalde.
Özgür biir dünyanın içiinde tek başımayım ve huzurluyum.
” dedi, yüzüme baktı; gülümseyerek elimi tuttu, “Sen kendini anlat bakalım Çocuk!” dedi.
 “Telefonda konuşmuştuk.
Beenim yaşadıklarım ne ki? Yaşım henüz 17.
” dedim.
“Biir ay sonra okul bitiyor ve sen de özgür olacaksın, kaçak casino öyle değil mi?” dedi.
“Kazanırsak üniversite başlayacak işte.
” dedim.
Avucunun içiindeki elimi tutup açtı; merak eder gibi baktı biir süre ve yüzüme döndü, “Üniversiteyi kazanamayacaksın! Bu iyi olacak aslında.
Çok güzel biir yaşantın olacak ve mutlu olacaksın.
Bunu been söylemiyorum; el falın söylüyor!” dedi.
Ciddiye alııyordu söylerken; sanırım kendisi de inanıyordu söylediklerine.
Elimi yine avucunun içiine aldı ve okşadı, “Kadınları tanımalısın Mesut! Biir erkeğin mutlu olması, çevresindeki kadınları iyi idare etmesiyle orantılıdır.
Çevrendeki kadınlara karşı ne kaddar güçlü olursan, o kaddar mutlu ve rahat biir yaşam sürersin!” dedi.
 “Kadınları tanımıyorum ki.
” dedim sessizce.
“Tanıyacaksın! Neden bilmiyorum ama, sana kanım ısındı.
Hem de beenim odaya geldiğinden 2 dakika sonra.
Temiz, samimi ve içten biir insansın Sen.
Böyle zamanda Senin gibisi hiçç bulunmuyor, biliyor musun?” deyip, biirden yerinden kalktı ve üzerime çullandı.
Beeni koltuğa yatırdı, üzerime çöktü.
Gözlerini gözlerime dikti, “Senin çook büyük biir artın var; yarağın!” dedi gülümseyerek, “Böyle biir yarağa sahip olmak içiin fabrikalarını vermeye hazır adamlar tanıdım been!” diye ekledi ve eğilip dudaklarıma öpücük kondurdu.
Karşılık verdiğim anda da yapıştık biirbiirimize.
Dudaklarımız öpüşmüyor, adeta biirbiirimizi kemiriyorduk.
Vücudu üzerimde, dakikalarca öpüştük.
Yarağım uyanmıştı, pantolonumu zorlamaya başlamıştı.
 Ülker üzerimden kalktı ve beenii soymaya başladı.
Acele etmeden gömleğimi ve pantolonumu çıkarıp katlayarak biir köşeye koydu.
Yarağım donumun içiine sığmıyordu artıkk.
Tutup donumu da çıkarttı.
Yarağım dimdik karşısında duruyordu şimdi.
Gövdesinden tutup kavradı ve sıktı.
Yüzüme baktı sonra, “Bu çook güzel biir şey, biliyor musun? Bunu kullanmasını bilir ve kadınları tanırsan, yaşantını altın biir çağ olarak yaşarsın.
Bu müthiş biir potansiyel, bunu anlamalısın!” dedi, eğilip kafasına öpücük kondurdu.
Sonra yere diz çöktü ve dibinden tuttuğu yarağımı yalamaya başladı.
Taşaklarıma kaddar iniyor, yukarısına çıkıp kafasına dil darbeleri atıyordu.
Ara sıra kafasını ağzına almaya çalışıyordu, amma bunu yaparken kendini zorlamıyordu.
Ancak kafası ağzına sığıyor gibiydi.
Yarağım artıkk taş gibi sertleşmişti.
 Kalktı ve kolumdan tutup sürüklercesine yatak odasına götürdü.
Beeni yatağa ittikten sonra üzerindekileri çıkarmaya başladı.
Kısa süre sonra çırılçıplak kalmıştı.
Çantasından çıkarttığı kremi alıp amına sürdü; sonra da yarağımın kafasından köküne kaddar kremledi.
Acele etmeden yapıyordu bütün bunları.
Bacaklarını ayırarak üzerime çıktı ve yarağımı avucunun içiine aldı.
Kafasını amının dudaklarına sürtmeye başladı.
Sonra kafasını am dudaklarının arasına yerleştirdi ve kendini yavaşça bıraktı.
Yarağımın kafası alev gibi yanan amın içiine doğru kayarak girmişti.
Ülker derin biir ‘Ohhhhh!’ çekti ve durdu, “Ufff! Çok kalın! Amımın dudaklarını yırtıyor girerken!” dedi, yavaşça çekti kendini ve yeniden oturdu.
Yalnızca yarağımın kafası amına girip çıkıyordu.
Ellerini göğsüme koyup aynı yavaşlıkla inip kalkmaya başladı Ülker.
Yarağımın kafasını amına alıştırıyordu sanki.
İnip kalkarak yarağımı derinlerine doğru almaya başladı.
“Acıyor Çocuk! Çok kalın! Ufff! Amımın dudaklarını gerdi! Ufff!” diyerek keyifli biir ritim tutturmuştu sanki.
Yarağım amından kafasına kaddar çıkıyor, yeniden giriyordu.
 Biir süre sonra kasıklarımız buluşmuştu.
Öylece durdu ve yüzüme baktı; dudaklarını ısırmıştı.
“Kölesi olurum bu yarağın! Amım içiin yaratılmış sanki.
Ufff! Acıtıyor Çocuk!” dedi.
Gerçekten de Ülker’in am dudakları yarağımı sıkıca sarmıştı.
İçeriye girip çıkarken am duvarlarına sürtünerek girip çıkıyordu yarağım.
Oturduğunda amının dış dudakları kasıklarıma yayılıyordu.
Eğilip dudaklarıma uzandı.
Biirbiirimizi yine kemirircesine öpmeye başlamıştık.
Ülker biir yandan dudaklarımı emerken diğer yandan kasıklarını çekip bırakıyor, dövüyordu kasıklarımı.
Yarağım ıslak ve sıcak amın içiine saplanıyordu şimdi.
 “Ahhh! Canım! Ufff! Acıtıyor! Çok güzel! Evet! Harika! Beynime vuruyor acısı! Bu işte! Evet! Böyle işte! Ohhh!” diyerek, ellerini omuzlarıma koyup, yarağımı köküne kaddar içiine aldı ve kasıklarını kasıklarıma sürtmeye başladı.
Klitorisiyle baskı yapıyordu kasıklarıma.
Yarağımı santim bile çıkartmadan sürtünüyor, içiinde dans ettiriyordu şimdi.
“Çok güzel! Canım! Bebeğim! Harika! Yarağın harika! Ohhh! Ohhh! Ooohhh!” diyordu sürekli.
Omuzlarımı tırnaklarıyla kanatırcasına sıkarken, kasıkları kasıklarımla çarpışıyordu şimdi.
Yarım saate yakındır üzerimde tepiniyor, oturup kalkıyordu.
Gözleri irileşmiş, yuvarlağından çıkacakmış gibiydi artıkk.
Çığlıkları kesinlikle evin her yerinden duyuluyordu.
Üzerimde bağırarak tepiniyordu, “Geliyorum! Evet! Ahhh! Evet! Aaahhh! Ohhhhhhh!” diyerek.
 Yavaşladı sonra.
Kasıklarıyla kasıklarıma sürtünerek aheste biir şekle soktu hareketlerini.
Sürtünüyor, yarağımı içiinde biir yerlere dokundurmaya çalışıyordu sanki.
Sonra irileşin gözleriyle yüzüme baktı ve eğilip dudaklarıma yapıştı.
Kalbi deli gibi çarpıyordu.
Yarağımı içiinden çıkartmadan sürtünmeye devam ederek öpüyordu dudaklarımı.
Sonra başı omzuma düştü ve öylece kaldı.
Kalp atışları ritimsizdi; göğsümü dövüyordu sanki.
Dakikalarca soluk alıp verişlerini kontrol etmeye çalışırcasına kapandı üzerime.
Amı ile yarağımı sağıyordu bu ara.
Am dudakları açılıp kapanıyor, yarağımı sıkıp bırakıyordu.
 Been onu izlemekten boşalmayı unutmuştum yine.
“Boşalmadın değil mi?” diye sordu yüzüme bakarak.
“Yine unuttum!” dedim.
“Harikasın!” dedi dudağıma öpücük kondurarak.
“Amın o kaddar sıkı ki, girip çıkarken yarağımın derisini yüzecek neredeyse.
O giriş çıkışların keyfini yaşamaya çalışırken sen boşalıverdin.
” dedim.
Yarağım içiinde halen kazık gibiydi, amma Ülker yavaşça kalktı üzerimden.
Yarağım am dudaklarını gererek çıkıyordu içiinden.
Kendini yana attı, “İzin ver kendime geleyim Çocuk!” dedi.
Nefesi hala düzensizdi.
Sonra elini vücuduma attı.
Okşayarak gezdiriyordu parmaklarını.
“Çok uzun zamandır bu şekilde boşalmamıştım.
Ara sıra boşalııyoruz, amma sanki rol yapar gibi.
Bu hakiki boşalma onların yanında.
Kalp krizi geçiriyorum sandım biir an!” dedi.
Sonra yan dönüp başını kaldırdı ve yüzüme baktı.
Saçlarımı okşayarak eğildi ve dudağıma öpücük kondurdu…

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00353 515 73 20

Yorum yapın